2.1 C
Hamburg
Çarşamba, Ocak 27, 2021

SOĞUK SAVAŞIMSI İLİŞKİ

Türkiye –Almanya İlişkileri,  yaklaşık 800 yüzyıllık, ortak sınırları olmayan ve hiç  doğrudan sıcak savaşa girmeyen iki ülkenin;  benzeri az görülen, kendine özgü çok yönlü, dostluk-düşmanlık kavramlarını aşan yoğun ve etkin  ilişki türleridir.  

Özet olarak önemli başlıklar şöyle belirtilebilir(1): Alman İmparatoru F. Barbarossa, 3. Haçlı Seferinde (1189-1192) Anadolu Selçuklu Devletinin  başkenti Konya´yı alır ama kısa süre sonra boşaltır. Kayzer Friedrich II. (1212-1250), döneminde Türk – İslam düşünürleri Farabi (Alpharabius) ve İbni Rüşd’ün eserleri Almancaya çevrilir ve kültürel değişim başlar. Son Haçlı seferinde (1279)  esir alınarak Almanya´ya getirilen 40 kadar Türk subayından Mehmet Sadık Selim, Hıristiyan olmuş (1305), Felix Soldan adını almıştır. J.W.von Goethe´nin bu aile soyundan geldiği yönünde görüşler vardır. Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu 1529’da Viyana’yı kuşatır. Martin Luther, Yunanistan ve Macaristan’ın Türkler tarafından alınması üzerine 1543’te Alman halkına hitaben yazdığı bir yazıda olayı, kıyametin bir alameti olarak yorumlar. Kanuni döneminde V. Karl, Cheselin de Busbecq´i Elçi olarak atar. Lale çiçeği ilk  Avrupa´ya tanıtır. Osmanlı yönetim sistemini “ Meritokrasi“ nitelendirmesiyle olumlular. Türk kahvesi 1683,  2. Viyana kuşatmasında esir düşen, hiristiyan edilen Türk askerler tarafından Avrupa´da yaygınlaştırılır. Baharat, çay, sigara, kaftan, Türk müziği Almanları ve Avrupalıları  etkileyerek  Türk imajını olumlu yönde geliştirir. Viyana yenilgisi edilgen güç olarak yengiden daha  etkin olur geniş Avrupa toplumunda. Alman Kayzeri 1528-1599 yılları arasında Viyana’dan İstanbul’a 29 heyet gönderir. Bu heyetlerde görev alan elçilerin ve görevlilerinin Osmanlı Devleti ve Osmanlılar hakkında yazdıkları (Hatıra, mektup, seyahatname vs.), Almanya’da Osmanlı imajının oluşmasında son derece etkili olmuştur. (Örneğin, Busbeck’in Türkiye Mektupları, Hans Dernschwam’ın Anadolu Seyahatnamesi) Almanya’da ilk Türk dili grameri Alman Hieronymus Megiser tarafından ‘Institutionum liguae Turciae libri quator) 1612’de Leipzig’te yayımlanır.İkinci Viyana Kuşatması’nı (1683) takip eden yıllarda, kuşatma sırasında esir düşen Türkler, Almanya’da vaftiz edilir. Olay, tarihe “Türk Vaftizi” olarak geçer.

Türk Alman ilişkileri resmen 2 Nisan 1761 tarihli „Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması“ ile başlar. 18. yüzyılda. Almanya’da müzik ve mimaride Türk modası egemendir. Dresden´deki Türk Bahçesi’nde bir yapı Türk sarayına dönüştürülür. Schwetzingen’de saray parkında (1780-1785) ve başka yerlerde camiler yapılır. Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası ilk defa 1782’de sahnelenir.Mozart ve Bethoven Türk Marşları bestelerler. İlk Türk elçilik heyeti, 24 Temmuz 1763’te Ahmed Rasim Efendi başkanlığında Berlin’e gider. Osmanlı-Prusya dostluk antlaşması 1790’da yapılır. Helmut von Moltke askeri danışman olarak Türkiye’ye gelir. (1835-1839)İstanbul’da oturan Almanlar, “Teutonia Cemiyeti’ni” kurarlar. (1847) General Baron Colmar von der Goltz, Türk Genel Kurmayına danışmanlık etmek üzere 1885’te 10 yıllık bir süre için Türkiye’ye gönderilir.Demiryollarının İzmit-Ankara arasındaki kısmının yapımı 1888’de bir Alman konsorsiyumuna verilir.Türkiye’de ilk Almanca gazete “Osmanische Post” adıyla 1890’da çıkar.Kayzer II. Wilhelm’in 1898’deki Türkiye gezisi anısına İstanbul’da yaptırılan Alman Çeşmesi’nin 1901’de açılışı yapılır. Almanlar, 1899’dan itibaren Osmanlı topraklarında okullar açmaya başlar: 1899-1903 yılları arasında Beyrut’ta dokuz, 1899-1901 yılları arasında Selanik’te iki, 1901-1903 yılları arasında Kudüs’te altı, 1899-1903 yılları arasında İzmir’de beş, 1882-1903 yılları arasında İstanbul’da altı okul açılmıştır. Bu okulların tamamı ana okulu, ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerini kapsar. Yüzbaşı Enver (Paşa) 1909 da Berlin´de askeri ateşe olarak görev yapar. Elli kişilik bir Türk Heyeti uzun süren bir Almanya gezisi yapar. (1911) General Otto Liman von Sanders, 1913’te bir Türk –Alman askeri heyetin başına getirilir. Bu durum, Rusya ile ilişkilerde gerginliğe yol açar. 11 Şubat 1914’te Berlin’de Türk-Alman Cemiyeti (DTV) kurulur. Birçok yerde şube açan Cemiyetin 1917’de üye sayısı 5000’e ulaşır. Aynı bağlamda Türk-Alman dostluk antlaşması yapılır. Alman savaş gemilerinin Türk bayrağını çekerek Rusya’nın Karadeniz’deki Odesa ve Sivastopol limanlarını bombalaması, Türkiye ile Rusya arasında savaş çıkmasına sebep olur. Birinci Dünya savaşında yenik düşen İttihat Terakki yönetiminden önde gelenler,  başta Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa,  Almanya´ya kaçarlar. Savaşın Finanzmanlığını önemli ölçüde Almanya yapar. (2)

İstanbul Üniversitesi’ne (Darülfünun) 1915 yılında 20 kadar Alman profesör davet edilir. Mudanya Mütarekesine göre bütün Alman sivil ve askerler Türkiye’yi terk etmek zorunda kalır, (1918).  3 Mart 1924’te Ankara’da Türk-Alman dostluk antlaşması imzalanır. Alman Arkeoloji Enstitü’sü, 1929’da İstanbul’da bir şube açar. Almanya, Türk dış ticaretine birinci sırayı alır. (1932) Hitler Almanya’sından kaçan bilim adamları 1933’te Türkiye’ye gelir.Türk devleti hesabına yurt dışında okuyan bursiyer sayısı, 1937’de 234’tür. Bunların 133’ü Almanya’dadır. 1941’de Türk-Alman dostluk ve saldırmazlık antlaşması yapılır. 3 Ağustos 1944’te Türkiye, Almanya ile olan diplomatik ilişkilerini keser.

Strassburg’ta Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne alınmasına karar verilir. ,Bonn’daki Türk temsilciliği, 1951’de elçiliğe çevrilir. 18 Şubat 1952’de Türkiye Kuzey Atlantik Paktı’na (NATO) girer.Türk-Alman işgücü antlaşması yapılır (1961). Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 1963’te bir Ortaklık antlaşması imzalanır.(3)  Aynı yıl Hürriyet gazetesi ayrı bir Almanya sayısı çıkarmaya başlar. 2016 yılında Alman Parlamentosu „Ermeni Soykırım tasarısını  onaylar, ancak DW belirtiğine göre 17.5.2019´da  Federal Hükümet „Soykırım kavramın hukuki değil, siyasi bir kavran“ olarak görecelendirir. (4)

Neonaziler, Mölln ve Solingen’de Türklere saldırır ve evlerinde yakarlar. NSU (Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütü) 8´i Türk, 10 insanı değişik zamanlarda öldürür(Dönerci katliyamları).  Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği’ne üye olur.  İstanbul’da Türk – Alman Üniversitesi kurulur  ve 2013/2014 eğitim yılında birkaç dalda lisans ve yüksek lisans programları ile hizmet vermeye başlar. 2014 yılı “Türk – Alman Bilim Yılı ilan edilir.

Günümüzde Almanya´da yaşayan 2 milyon 800 binTürkiye kökenli insanın  yaklaşık yarısı Alman yurttaşlığını almış, seçme seçilme hakkına sahip olmuşlardır. Almanya parlamensunda ve yerel parlamentolarda yüzlerce Türkiye kökenli politikacı vardır. Almanya Türkleri olarak nitelenebilecek bir kültürel/ulusal azınlık, uyum sürecinin asimilasyoncu, ayrıncı amaçlarını zorlayan, katılımcı yönde gelişen, yerleşik konuma geçmiştir. Hem içinde bulunduğu topluma uyarak, ve hem de çevresini kendisine uydurarak, karşılıklı çok yönlü bir toplumsal etkileşim/gelişme sürecini yaşamaktadır Almanya  Türk toplumu.

Ekzotiklik, ilginçlik bir yana,  özellikle askeri yönden zayıflayan Osmanlı´nın modernleşme istemiyle geç gelişen Alman Sanayileşmesi ve buna bağlı olarak  geciken emperyalist  atılımın, Doğuya açılma stratejisi denk düşer (Drang nach Osten) (5). İlişkiler hızla gelişir. Bu iki devlet arasındaki yoğunlaşan ilişki sıradan değil, askeri, politik, ekonomik, kültürel içerikleriyle , stratejide kökten, tümel toplumsal paradikme değişikliği niceliğinde ve niteliğinde olup günümüzde bile  etkin olan İlişki Türüdür. Türkiye ve  Almanya, sınır komşusu olmayan ve tarihte doğrudan hiç savaşmamış, ancak günümüzdeki kaotik dış ve içpolitikanın sarmalında  yoğun etkileşimde bulunmuş ve bulunmakta olan  iki  farklı kültüre  sahip insanların ülkesidir.

Türkiye´nin AB serüveninde belirleyici olan Devlet, Almanya´dır. Almanya istemezse, ki istemez, Türkiye AB´ye giremez. Kıbrıs´ın AB üyesi yapılması, AB´nin o dönemki özellikle doğu Avrupa´ya genişleme politikasına engel olan Yunanistan´a verilmiş gibi sunulan sus payı taktiksel  bir araçtır. Buradaki amaç çok yönlü olup, en önemlisi Türkiye´nin üyeliğinin engellenmesidir, Doğu Akdenizin denetimidir. AB´de eşit konuma gelecek rakip bir Türkiye, Alman politikasının etkinliğinin zayıflamasına neden olabilecektir. AB´nin Türkiye ile sürdürdüğü Müzakere süreci „UCU AÇIK“ olup, hiçbir zaman tam üyelikle sonuçlanmayacak bir stratejidir. Türkiye de  „yugoslavyalılaşmadan“ AB üyesi olamaz. Bu açıkça dillendirilmese de ilgili kamuoyu kesimlerinin bildiği bir gerçektir.(6)  Hem diğer AB ülkelerini hoşnut eden ve hem de tarihsel olarak Türkiye´yi kendi hegomanik bölgesi olarak değerlendiren Almanya, Türkiye üzerindeki „havuç/sopa“  politikasını sürdürmek ister.  Doğu Akdenizdeki Türk gemisine çıkartma yaparak sopa göstermek, AB toplantısında yaptırımlar konusunda koruyuculuk yapmak, Suriyeli Göçmenler uzlaşması, Berlin´deki Libya toplantısı Almanya´nın 1878 Berlin Antlaşmasından beri uygulayageldiği, Bismarck´ın, „Dürüst Aracılık,= Ehrlicher Markler“ stratejisinin  Merkel verziyonudur. Almanya için Türkiye´ye, AB´ye kabul edilemeyecek gizilgüç bir rakiptir, ancak görmezden gelinip tamen dışlanmayacak kadar da önemli jeopolitik konumlu bir ülkedir. Gerçekçi politikanın tarihsel sürecinde  dostluk/düşmanlık değil devletlerin çıkarıdır belirleyici olan. Bu nedenle, Türkiye–Almanya arasındaki SOĞUK SAVAŞIMSI  İLİŞKİ  „Çağdaş Uygarlık Düzeyi“inde buluşulana değin sürecektir.  

————————————————————————————

(Kronolojik bilgiler için bk. 1) ve 3) numaralı kaynaklar)

1)M. Nail Alkan,Hayranlık, Dostluk ve Çıkar Üçgeninde Türk-Alman İlişkileri SDÜ S. B., D, 2015, sayı 34, sayfa 35-48.

2) Richard Kremmer, Die Finanzierung des Krieges im Orient duch Deutschland, und Ihre Rückwirkung auf das türkische Finanz- und Wirtschaftsleben, 1922.

 3) (Türkiye- Almanya İlişkileri, 29.05.2015,  DTCF Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.)

 4) Auswertiges Amt, Deutschland und die Türkei: Bilaterale Beziehungen.

5)  Almany´nın Etkileri üzerine bk. : İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu, Giriş Bölümü).

6) Suha Umur: Türkiye –AB İlişkileri,  Cumhuriyet Gazetesi, 19.12.2020

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

1 YORUM

  1. Geçmiş,bugün,gelecek…Çoook uzun iki ülke tarihi ilişkisi,bugünü ve geleceği böylesine kısa bir makalede anlatabilmek(anlaşılabilir ve fikir sahibi olmak),başlıbaşına biryazım şekli başarısıdır.Sonra iki ülkenin adeta ekşimtrak ilişki bütünlüğü fikri sahibi olmamı sağladı.(geleceğinde).Kutluyorum,sağlıklar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

SON HABERLER