Bilgisayar Fakültesi’ni yarım bırakarak Tıp Fakültesi’ne geçip 4 dalda ihtisas yapan Hamburglu Doktor Ali Erdoğan, mesleğindeki gelişmeleri anlatırken, “Köyümüzde bir doktor olmayışı, beni bu branşa itmiş olabilir” diyor.
Röportaj: Mehmet ATAK
Ortaokulu yarım bırakıp, Çorum’dan Hamburg’daki ailesinin yanına gelen ve Nöroloji, Psikiyatri, Uyku Hastalığı ve Psikoterapist gibi insan hayatını yakından ilgilendiren 4 önemli dalda uzman hekim olarak hizmet veren Dr. Ali Erdoğan, röportaj sorularımızı içtenlikle cevapladı. Özellikle Ruh Sağlığı konusuna dikkat çeken tecrübeli doktor Erdoğan, bu sayede bütün bedensel hastalıkların, hatta kanserin bile yenilebileceğini ifade etti.
İşte Dr. Ali Erdoğan’la gerçekleştirdiğimiz o röportaj:
* Sayın Dr. Erdoğan, hemen hemen her yaştaki insanı kapsamına alan çok enteresan bir mesleğiniz var. Tıp Doktorluğunu seçmiş olmanızın özel bir nedeni var mı acaba ?
– Ben çocukken o zamanlar her çocuk gibi zatürreye yakalanmıșım, nerdeyse öldü diye beni bırakmıșlar, sonra eșeğin arpasını satıp, beni çocuk dokturuna götürmüșler ve hâlâ yașıyorum, o zaman benimle doğan çoğu çocuklar ölmüș. Belki bilinç altında, benim de ilk zamanlar haberim olmadan bu dala yönlenmem hazırlanmıșım..Sonra hatırladığim kadar, ilk okul 1. Sınıfta okuma yazmaya bașladığımda, komșularımız ve akrabalarımız bana ilaçların reçetelerini okuturlardı. Reçete okumak da herhalde ilgimi çekiyordu, ben de onlara, ilaçları nasıl kullanacaklarını okur ve anlatmaya çalıșırdım. Belki bunlar da bir rol oynamıștır.
Köyümüzden hiç hekim yoktu, ilçede bir tane hekim, yaklașık 300 köye ve ilçeye o zamanlar bakıyordu, belki de bu doktor yoksulluğu da beni bu bölüme itmiș olabilir. Ama Bilgisayar Fakültesinde yüksek öğrenimime bașladığımda, ben kendim bilinçli olarak șunun farkına vardım: Bilgisayarla konușulmuyor, yani bir karșılıklı diyalog mümkün değil, ben yazıyorum, o yapıyordu, bu bana 6 ay içinde usandırıcı geldi ve o zaman insanlarla daha iyi diyaloğa girerim ve yardım daha fazla edebilirim diye, tıp öğrenimime bașladım.
4 DALDA UZMANLIK
* Doktor olarak hangi sağlık dallarında hizmet veriyorsunuz ? Bunları biraz açar mısınız ?
4 dalda uzmanlık yaptım, bu arada genel tıp uzmanlığı derslerine`de 2000’li yıllarda katılmıștım. Ondan önce yaklașık 2-3 yıl İç Hastalıkları branşında çalıștım, ama bunları uzmanlık sınavı ile bitirmediğim için o branşlarda uzman sayılmıyorum.
İlk dahiliyeden ve genel tıpta bitirmeden bașladığım uzmanlık dalım, Nörolojidir. Nöroloji insanların sinir hücrelerinden olușan sinir damarları ve beyinle uğrașan, araștıran bir uzmanlık dalıdır: Bel fıtığı, beyin tümörleri, beyin ve beden Felci (inme), veya nörolojik hastalıklar olan: multiple Skleroz, Parkinson Epilepsi v.s..
İkinci: uzmanlık dalım, Psikiyatri, yani ruhsal bozukluklar üzerine: Depresyon, Șizofren, Korku bozuklukları ( Panik atak) ve kișilik bozukluklar olmak üzere v.s.
Üçüncü: Uyku Bozuklukları, yani her gün yaklașık ortalama 8 saat uyuyoruz, ama hiç birimizin, hayatımızın üçte birinin nasıl geçtiği hakkında bilgisi yok, yani uyku esnasında neler oluyor:
Horlama, nefes tutma, uyur gezerlik, huzursuz bacaklar sendromu ve Rüyalar v.s.
Dördüncüsü`de hepsini toplarcasına Psikoterapistlik.. Esasında bunu çoğunlukla Psikologlar yaptığından dolayı beni bazıları „psikolog doktor“ diye hitap ederler, ama ben Psikolog değilim, hekimim, ve özellikle her hekimin esasında yapması gereken, konușabilme teknikleri ile hastayı iyileștirme bölümü olarak adlandırabiliriz. Burda benim yaptığım konușma teknikleri, derin Psikoloji veya Psikodinamik terapi olarak bilinen bir yöntemdir.Yani hasta kendi farkına varmadan, konușurken hastalığının nedenleri anlatması ve bunu kabul edebilmesi, yani kendisi ile yüzleștirmek, tabiiki buna çoğu yatkın değil, kendi kendinle yüzleșmek o kadar kolay değil, bunu herkes bir aynanın önünde kendisini deneyebilir, bakalım ne hissedecekler?
*Saydığınız bu 4 branşta ihtisas yapmış olmanız cidden takdire değer bir durum. Acaba hastalarınız en çok hangi sağlık şikayetiyle size başvuruyor ?
-Aynen öyle.. Bunlar dikkat ettiyseniz, sizin biraz önce de söylediğiniz gibi bütün bir bedenin ihtiayacı olan dallardır, tabii ki operatörluk, yani ameliyat ihtiyacı olmayanlardır. En çok Ruhsal bozukluklardan șikayetçi hastalarım vardır, yani Psikyatri vakalar, ama daha çoğu Psikosomatiktir, çünkü bunlar öncelikle bedensel șikayetlerle gelmiș, ama herhangi görülebilecek bir neden bulunamamıș, sonra bende artık bedensel herhangi bir görüntülenebilir bir neden bulamayınca, ruhsal nedenlerini araștırmaya bașlıyorum, yani çoğunlukla psikiyatri vakalardır.
* Tedavi aşamasındaki bir hastanın genel olarak uyması gereken kurallar nelerdir ?
– Hekim hastaya ve hastalığına özel kuralları sayıyor, yani ben söylüyorum, o kurallara uyulursa, daha verimli olur, örneğin ilaçların devamlı içilmesi, bazı yanlıș haraketlerden ve düșüncelerden kaçınılması v.s.
* Uyku problemi hangi nedenlerle ortaya çıkabilir; kişi üzerindeki tehlikeleri ve tedavi yolları nedir ?
-Uyku bozuklukların bin bir türlü nedenleri vardır, bunları burda saymam, derginizin en az bir sene dolu olmasına neden olur, bundan dolayı, sadece horlamaya kısa olarak değineyim, çünkü çoğumuz utanıyoruz ve anlatamıyoruz, en tehlikeli uyku hastalığıdır, bir de horlama esnasında nefes tutuluyorsa,tam ölüm nedeni olabilir, yani saat sabah dörtte yatakta ölü bulunabilirsiniz, çünkü nefes kesildiği için oksijen yetersizliği ortaya çıkıyor, sonra tansiyon yükseliyor, beyindeki damar çatlıyor, yani beyin kanaması geçirme oranınız yükseliyor, bu kadar herhalde burada yeter.
*Sayın Erdoğan..Çağımızın en sık rastlanan rahatsızlıklarından biri olan stres, günlük yaşamımızda sürekli olarak karşımıza çıkıyor. TV dizilerindeki uzun reklam araları, canlı futbol yayınlarındaki reklam fazlalığı, bazen yarım saati bulan TV haberleri de artık stres yaratacak noktalara varıyor. Tabii buna yaşam stresini de eklemek lazım. Böyle durumlarda insanlar ne yapmalı?
-Stress çağımızın modern bir belirtisidir, stressten kaçtıkça daha çoğalıyor, birde sizin belirttiğiniz gibi haberiniz olmadan veya dizi bile izlerken stresse kapılabilirisiniz. İzleyicilerin daha bilinçli olmaları ve anlamaları gerekiyor, yani reklamlar seyirciye karșı değil, tam aksine televizyonun para kazanması gerekiyor, bundan dolayı, televizyon sadece ve sadece reklamlarla hayatta kalabilir, bir de özel Televizyonsa, bundan dolayı hayatımızın her yerinde olduğu gibi burada`da empati kurmamız gerekiyor, o zaman stresse girmeyiz veya negatif etkisini azaltırız.
* Meslek hayatınızdan enteresan birkaç anınızı anlatır mısınız lütfen..
Bir çok anılarım var, ama bir nöroloji, birde Psikiyatrik, bir de uyku bozuklukları üzerine olan anılarımı anlatayım: Evet, nörolojide ilk nöbetim, yeni asistan olarak çalıșmaya bașladım ve yaklașık 4 hafta sonra gece nöbetinde saat 3 sularında bir ağır hasta gelecek diye acil servisin kırmızı telefonu çalmaya bașladı ve nörolojik diye tabii ki beni çağırdılar. İtfaiye yaklașık 40-45 yașlarında olan birisini sedyede acil servise getirdi, adama bir kaç sorular sordum, mesela niçin kıpırdamağını, bana șöyle anlattı: Yatmadan önce köpeği buna ters bakmıș, o esnada bu kiși uykuya dalmıș, ama geceyarısı uyandığında hiç bir yerini kıpırdatamıyor, ayaklarını hiç oynatamıyor, ben tabii ki o acemilik ve yeni assistanlık hızıyla her șeyi gece yarısı yaptım, nörolojik muayene, Bilgisayartomografi v.s.. Herhnagi gözle görülebilecek bil bulgu yok, ama adam ayaklarını oynatamıyor.. Artık son çarem, benim bașasistanı geceyarısı uykudan uyandırmak zorunda kalmamdı. Baș asistan geldiğinde, adamla konușarak, ayağa kaldırdı ve yürüyerek evine gönderdi.
Psikiyatrik vakam ise bundan daha ilginç.. Afrika’nın bir ülkesinden Hamburg’a getirilmiș bir bayan, yaklașık 30-35 yașları arasında.. Genellikle polis gücü ile üstü kapalı servise getirilmesi, yani ağır hastaların tedavi edildiği yer, kendisinin hastalığını kabul etmeyenler, iște bu bayan da bunlardan biri ve her zaman getirildiğinde bana sorular sorar: Sayın dr. Erdoğan, ben İsa ve Muhammed karmasıyım, herhalde hesap yapabilirsiniz, kaç kișinin bana inandığını.. Yani yaklașık 4 Milyar insan bana inanıyor, siz hâlâ bana niye inanmıyorsunuz da beni hasta olarak tedavi etmeye çalıșıyorsunuz?
Son olarak`da size uyku esnasında neler olabilecek, bir vaka ile bu sorunuzu kapatayım:
Yaklașık 60-65 yașları arasında bir evli alman çift uyku laboratuvarına geldiler, hanımı, kocasının uyku esnasında boynunu elleri ile sıktığını az daha nefes alamayıp ölüm korkusu aklına geldiğini ve son dakikada elinden kurtulduğunu bana anlatmaya çalıșıyor. Eși bay kendisi hanımının anlattıklarını duyunca çok șașırıyor; hiç haberinin olmadığını, böyle bir șeyi 40 yıllık eșine nasıl yapabileceğini düșünürken, kadın bana boynunu göstererek, kanıt olarak morarmıș boynunu gösteriyor. Alman yașlı beye rüya görüp görmediğini veya hatırlayıp hatırlamadığını sordum. Bana o gece rüya gördüğünü, kendisinin avcı olarak tavșan avlamada olduğunu ve bir an tavșanı vurduğunu düșünürken, tavșan son azmiyle bunun bacaklarının arasından kaçmaya çalıșırken, tavșanın boynundan iki eliyle yakaladığını anlattı, iște o tavșanın boynu, yataktaki hanımının boynu imiș.
* Evet, hayli enteresan anılar.. Peki, deneyimli bir hekim olarak Gençler, Yetişkinler ve Yaşlılara yönelik ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz ?
-Bütün kișilere kısaca empati yapmaya çalıșmalarını özellikle tavsiye ederim. O zaman karșıdakini anlarlar, bununla birlikte kendi kendilerini boșuna üzmezler, tabii ki empati yapmak o kadar kolay değil.
9- Belirtmek istediğiniz başka konular var mı ?
Yok, çok teșekkür ederim..Herkese, yani bütün okurlarınıza sağlıklı günler geçirmelerini dilerim. Bilhassa ruh sağlığına dikkat etsinler, o zaman bütün bedensel hastalıkları, kanseri bile yenebilirler, tabii ki erken teșhis konmușsa..
Mutlu, neșeli ve de güneșli günler dilerim.
Dr. ALİ ERDOĞAN’IN KENDİ AĞZINDAN ÖZGEÇMİŞİ:
“Ben Çorum’un Mecitözü ilçesindeki bir dağ köyünde dünyaya gelmișim. Doğum tarihini babam Almanya`ya gelirken, çocukların var mı diye soran memura, ben doğduktan yaklașık 6 yıl sonra söylemiș, o da kendi fantazisine göre yeni bir doğum tarihi yazmıș.
İlkokulu pekiyi ile bitirdikten sonra, ilçede orta öğrenimime bașladım. 1980’de orta ikinci sınıfta iken, Almanya`ya Anne-babamızın yanında yazın kalmak için getirilmiștim. İște o geliș, ondan sonra Almanya`da kaldım ve yarım kalmıș orta eğitimimi tamamlayıp, bir Teknik Lise`yi de bitirdim ve Kiel Üniversitesinde Bilgisayar Fakültesi’nde okumaya bașladım. İkinci Sömesterde, Hamburg Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’ne 1990 yılında bașladım. 1996`da Nöroloji, sonra da Uyku Hastalıkları, Psikiyaktir ve Psikoterapist uzmanlıklarımı yaptıktan sonra, 2013`den beri kendi muayenehanemi açtım ve orada insanlara hizmet etmeye devam ediyorum.”