
Evet, Pazar günü Almanya Federal Parlemento ve bazı Eylatet Meclisleri için seçim yapıldı. Her seçimde olduğu gibi, bu seçimde oldukça sakin geçti.
Almanya Şanşölyesi (Bundeskanzler/in) için üç aday yarıştı.
Bunlar Hiristiyan Demokrat Parti (CDU/CSU) adayı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti adayı (SPD) Olaf Scholz ve Yeşiller/Birlik90 (Die Grünen/Bündnis90) adayı Annalena Baerbock.
Yeşiller tarihlerinde ilk defa Şanşölye adayı ile seçime girdiler. Kamuoyu Araştırma Şirketleri`nin tahminlerinin altında oy alsalarda, yeşiller için tarihi bir seçimdi.
Demokrasi`nin oturmuş oplduğu, Hukuk Devleti`nin sağlam temeller üzerine inşa edildiği, seçim ve parti yasalarının yıllarca değiştirilmediği Almanya`da seçim bir başka olur. Aslında televizyonlar, Sosyal Medya ve diğer başın olmasa, ülkede seçim olacağını veya olduğunuda kimse anlamaz.
Seçmenlerin yaklaşık %40`ı mektupla oy kullanmış.
Yaklaşık 16 senedir Almanya gibi Avrupa Birliği ve dünyanın en güçlü ülkesi olan Almanya`yı idare eden Angela Merkel, bu defa seçime katılmadı ve buraya kadar dedi.
Merkel gidiyor diye kimse arkasından ağlamadı.
Merkel gididerse Almanya yıkılır demedi.
Merkel giderse hepimiz kül oluruz diyen olmadı.
Merkel`in koruma konvoyu veya sarayları tartışılmadı.
Merkel`in çocukları, damatları veya yakınları milyarlarca servete sahip olmadılar.
Aslında bir bilim adamı olan Merkel, iktidarı süresince ülkesini iyi yönetmiş ve dünya devletleri ile dengeli bir siyaset yaparak, bazı olumsuzluklar olsada, arkasında çok iyi anılar bıraktı.
Seçimlerde ey Bay Laschet, ey Bay Scholz veya ey gelin hanım diye kimse bir birini küçümsemedi. Üç adayda defalarca televizyonlarda halkın karşısına çıkarak, gazetecilerin sorularını cevaplandırdılar. Anlıyacağınız camdan kimse okumadı.
Angela Merkel seçim çalışmalarına katılarak, CDU adayı Armin Laschet`e oy istedi. Fakat, hiçbir zaman rakiplerini küçümseyerek, bu Sosyal Demokratların bu ülkede bir dikili ağacı yoktur demedi.
Merkel Almanya`yı kutuplaştırarak ülkesini karpuz gibi ortadan ikiye bölmedi. Tek adam/kadın rejimi özlemi içerisinde olmadı. Almanya`da ne Cumhur İtifakı ve nede Millet İtifakı oldu. Merkel veya Laschet rakiplerine bunlar „Zillet İtifakı“ demedi.
Almanya Federal Parlementosu`na 19 Türk kökenli Millet Vekili seçildi. Türk kökenli veya diğer uluslardan aday olanlara kanlarının temiz olup olmadığı da sorulmadı. Örneğin kanını sorguladığımız Cem Özdemir Şuttutgar`da %40 oy alarak direk seçildi.
Anlıyacağınız Almanya seçimini yaptı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden kurulan Almanya hep koalisyonlarla yönetildi. Koalisyonlar ülkeyi batırmadı, bilakis kalkındırdı. Hükümet kurmak birkaç ay zaman alacak olsada, Almanya yeni bir koalisyon hükümeti ile idare edilecektir.
Almanya`da seçilen Millet Vekillerinin çoğunu genel başkanlar veya Şanşölye adayları tanımaz. Millet Vekilleri genel başkanlarına değil, seçmenlerine karşı sorumludurlar. O nedenle, hiçbir Millet Vekili Merkel giderse hepimiz kül oluruz demez veya diyemez.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, hangi hükümet gelirse gelsin, Almanya`da bürokraside kıyım olmaz. Çünkü Almanya bürokrasisi liyakat üzerine inşa edilmiştir.
Ümit ederim ki, Almanya`da kurulacak koalisyon hükümetinin insan sağlığı, doğanın korunması, dünyada barışın sağlanması, yoksul ülkelerin daha fazla sömürülmemesi ve savaş ekonomisini kısıtlanması için çalışır.