1.1 C
Hamburg
Çarşamba, Ocak 27, 2021

MEMLEKETİMDE Kİ İNSAN MANZARALARI

Evet, bu söz büyük şair Nazım Hikmet`e ait. Bugün sizlerle memleketimde ki insan manzaralarını ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye`de araba kullanmak için cambaz olman gerekiyor. Neredeyse hiç kimse sinyel kullanmıyor ve çoğunlukla sağdan makas atarak öne geçiliyor. Trafik lambalarında duruyorsun, hasbel kaza yeşil yandı ve sen hareket etmediysen, arkadan onlarca araç korna çalmaya başlıyor. Buna bizim gurbetcilerde ayak uyduruyorlar. Gurbetciler dedimde, o noktaya da biraz dokunmakda fayda var.

Almanya`da kurallara uyanlar, nedense Türkiye`de çoğunlukla uymuyorlar. Almanya`dan gelen çoğunlukla gençler, kendilerini boşlukta hissediyor olacaklar ki, Türkiye`de kurallara uymak istemiyorlar. Bu durum ise çok üzücü.

Ülkenin ekonomik durumu çok vahim. Bakın, bunu bir muhalif olarak söylemiyorum; bu ülkenin bir gerçeği. Hanı derlerya, güneş balçıkla sıvanmaz, aynen öyle. Ülkenin caddelerinde seyreden bütün arabaların yabancı marka olduğunu düşünürsek, doların insan hayatında ki önemini daha iyi anlarsınız. Et ve balık almak için iyi bir kazancın olacak. Süt ürünleri dersen aynı şekilde çok pahalı. Pahalı derken, pahalılık yerli halk için geçerli. Biz gurbetciler veya yabancılar için çok ucuz bir ülke. Örneğin mazotu yaklaşık 0,73 sente alıyorsun.

Diğer tarafdan ülkede çok zengin var. İnşaat sektörüne yatırım yapanlar köşe olmuşlar. Turizim sektörü çökmüş. Bu sektördeki insanlar büyük bir karamsarlık içindeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve damat Maliye Bakanı`na bakarsan, Türkiye dünyanın en istikrarlı ülkesi. Devlet Bahçeli dersen, adam ne söylediğinin farkında değil. Bahçeli yaşayan bir robot gibi, onun için ülkenin sorunları değil, oturduğu koltuk önemli.

Bütün şehirlerin sokakları suriyeli dilençilerle dolu. Yanlarında küçük yaşta ki çocuklar ve kadınlar ile her köşeye oturmuş dileniyorlar.

Göstermelik müslümanlık almış başını gidiyor. İnsanları din ile aldatıyorlar. Cuma selası verilince herkes camiye koşuyor. İyi bir müslüman olmak için illaki cuma namazı kılmaya gerek yoktur ki. Adam iş yerini kapatıyor ve cuma namazına gidiyor. Cuma namazı kılmak tabi ki bir müslüman için önemli olabilir, fakat namazdan sonra ki tavrın ile insanları kandırıyor, yalan söylüyor, dedi kodu yapıyor veya kul hakkı yiyorsan, cuma namazı kılmanın hiçbir anlamı yoktur. Neredeyse herkes Allah adına konuşma hakkını kendisinde buluyor. Bu tavırları ile insanları kandırabilirler, fakat Allah`ı nasıl kandıracaklar, onu düşünen yoktur.

Gençlerin çoğunluğu karamsar ve geleceklerini göremiyorlar. Hükümet vurdum duymaz iken, muhallefet ise inandırıcı bir çözüm sunamıyor. Tarım, sanayı ve hayvancılık çökmüş ve işsizlik günden güne artarken, insanları hükümete kaşı harekete geçirecek bir muhalefetinde olmadığı gözden kaçmıyor. Bu kadar pahalılık, Corona virusda ki başarsızlık, dövizdeki inanılmaz yükşeliş karşısında Erdoğan halen yüzde 45 oy alabiliyorsa, bunun sorgulanması gerekir.

Türkiye`nin geleneksel kurumları var, örneğin Türkiye İstatistik Kurumu. Sözde tarafsız olması gereken bu TÜİK, yayınladığı istatistik ile işsizliğin azaldığını söylüyor. TÜİK`in yayınladığı raporu değerlendiren damat Maliye Bakanı, sanayi üretiminde OECD ülkeleri içinde birinci, dünyada ikinci sırada olduğumuzu anlatıyor. Gülermisin ağlarmısın. Hanı merhum Kemal Sunal „Ağam bizim ile alay ediyor“ diyordu, işte Maliye Bakanı damat millet ile dalga geçiyor.

Neyse, ülkenin durumu içler acısı, fakat kurtuluş nasıl olacak onu sorgulamak gerekiyor.

Onsekiz senede devletin bütün birikimlerini satarak yiyen ve üstüne üstlük birde Kemal Derviş tarafından alınan tedbirler sonundaki birikimleri huvardaca harcıyan Erdoğan`ın yalan balonu patlamıştır. Türkiye ve Türk Milleti yeni bir iktidara ihtiyaç duymakta.

Seçimler ne zaman yapılacak, onu kestirmek zor. Seçimler yapılsa ve muhalefet seçimi kazansa dahi, Erdoğan ve kapıkulu Bahçeli`nin iktidarı vereceğini sanmıyorum. Son zamanlarda HDP`ye karşı takınılan tavrın, yarin diğer partilara uygulanmıyacağını kim garanti edebiliyor. Ülke bir polis devleti olmuş. Bakkalın, çaycının, işcinin veya taksi şöförünün sivil polis olmadığını kimse güvence edemez.

Şuan Türkiye`de demokrasicilik oyunu oynanıyor. Aslında demokrasi ve hukuk devletinden eser kalmamış.

Üzülmeyelim ve karamsar olmayalım. Şuan susan bu Millet, birgün gelir yeter deme cesaretini kendisinde bulabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -

SON HABERLER