15.2 C
Hamburg
Perşembe, Ekim 21, 2021

BU MU SİZİN DEMOKRASİNİZ?

Fransız ihtilalinden itibaren batı toplumları feodal toplumdan tarim, sanayi ve daha sonrada demokratik toplum yolunda mücadele vermişlerdir. Bu mücadelelerinde de başarılı olmuşlardır. Demokrasisi ve adaleti öne çıkaran toplumlar, aynı şekilde kiliselerin toplum üzerindeki din baskılarınada son vermişlerdir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa`nın birçok ülkelerinde tek adam saltanatına son verilmiştir. Avrupa`da tek adam diktatörlerinin, bir daha insanları kandırmalarının önünü kesilerek, demokrasilerini ve hukuk devletlerini güçlendirmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, eskilerden ders çıkartan Almanya, demokratik ve hukuk devletini ön plana çıkartmıştır.

Çağdaş bir ülke kuran Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunun demokrasiye layık olduğunu görmüş ve ülkenin yasalarını ona göre düzenletmiştir. Türk toplumu din tücarlarından çok çekmiştir diyerek, din ile devlet işlerini bir birinden ayıran laiklık ilkesini Anayasa`ya yerleştirmiştir.

O zaman soralım, Türkiye`de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve laiklik gerçekten varmı? Eğer varsa, halen neden toplumları ayrıştırıp duruyoruz.

Dün bir misafirim ile Didim`de gezerken, birçok dükkanların olduğu pasaja yolumuz düştü. Pasajda ki dükkanları gezerken, binanın en üst katına kadar gittik. Üst katda bulunan HDP`nin ilçe binası ile karşılaştık. O katın demokratik bir ülkede ki parti binasına değilde, hapishaneye benzediğine oldum. Demir kapılar ve parmaklıklar zincirlerle kilitlenmiş. Kapıyı şöyle bir yokladık, açmak mümkün değildi. Demokratik toplumlarda parti binaları halkın uğrak yerleridir. Örneğin, sorunları olan veya o parti yöneticileri ile tartışmak isteyenlerin elini kolunu sallayarak, o binaya girme hakkı olmalıdır.

Eğer, bu ülkede demokrasiyi güçlendirmiş, hukuk devletini kurmuş ve fikir özgürlüğünün güvence altına alındığı iddia ediliyorsa, o zaman demokratik ülkelerde olması gereken neden Türkiye`de yoktur. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde grubu olan HDP`nin ilçe binasının kapı ve pencereleri neden demir parmaklıklarla korunuyor ve zincirlerle sıkı sıkı kilitleniyor?

Ülkeyi yönetenlere önerim, toplumun belirli bir bölümünü veya hoşunuza gitmeyen partiları terörize etmeyin. Eğer bugün HDP`yi veya benzeri partiları terörize ederseniz, o partiların emperyalizmin temsilcisi terör örgütlerinin kucağına itersiniz, bu ülkemiz için çok kötü sonuçlar doğurur.  Yani, Türk Milleti`ni emperyalist ülkelerin arzusu doğrultusunda bölünmeye götürürsünüz.

Demokrasilerde her türlü fikirler devletin ve hukukun güvencesi altındadır. Eğer ülkeyi yönetenler ellerinde ki imkanları, muhaliflerini susturmak için kullanırlar ve onların fikirlerine zincir vururlarsa,  sonunda gün gelir kendi fikirlerine zincir vurulduğunu görürler.

Halkların Demokratik Partisi`nın görüşünü beğenir veya beğenmezsiniz, fakat HDP ve benzeri partiların binalarına zincir vurulmasına karşı çıkmak, her demokratın görevi olmalıdır.

Eğer, parti binaları demir parmaklıklar ile korunuyor veya korunmak zorunda kalıyorsa, o zaman adama, BUMU SİZİN DEMOKRASİNİZ diye sorarlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -spot_img

İNSTAGRAM

SON HABERLER

BU MU SİZİN DEMOKRASİNİZ?

Fransız ihtilalinden itibaren batı toplumları feodal toplumdan tarim, sanayi ve daha sonrada demokratik toplum yolunda mücadele vermişlerdir. Bu mücadelelerinde de başarılı olmuşlardır. Demokrasisi ve adaleti öne çıkaran toplumlar, aynı şekilde kiliselerin toplum üzerindeki din baskılarınada son vermişlerdir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa`nın birçok ülkelerinde tek adam saltanatına son verilmiştir. Avrupa`da tek adam diktatörlerinin, bir daha insanları kandırmalarının önünü kesilerek, demokrasilerini ve hukuk devletlerini güçlendirmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, eskilerden ders çıkartan Almanya, demokratik ve hukuk devletini ön plana çıkartmıştır.

Çağdaş bir ülke kuran Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunun demokrasiye layık olduğunu görmüş ve ülkenin yasalarını ona göre düzenletmiştir. Türk toplumu din tücarlarından çok çekmiştir diyerek, din ile devlet işlerini bir birinden ayıran laiklık ilkesini Anayasa`ya yerleştirmiştir.

O zaman soralım, Türkiye`de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve laiklik gerçekten varmı? Eğer varsa, halen neden toplumları ayrıştırıp duruyoruz.

Dün bir misafirim ile Didim`de gezerken, birçok dükkanların olduğu pasaja yolumuz düştü. Pasajda ki dükkanları gezerken, binanın en üst katına kadar gittik. Üst katda bulunan HDP`nin ilçe binası ile karşılaştık. O katın demokratik bir ülkede ki parti binasına değilde, hapishaneye benzediğine oldum. Demir kapılar ve parmaklıklar zincirlerle kilitlenmiş. Kapıyı şöyle bir yokladık, açmak mümkün değildi. Demokratik toplumlarda parti binaları halkın uğrak yerleridir. Örneğin, sorunları olan veya o parti yöneticileri ile tartışmak isteyenlerin elini kolunu sallayarak, o binaya girme hakkı olmalıdır.

Eğer, bu ülkede demokrasiyi güçlendirmiş, hukuk devletini kurmuş ve fikir özgürlüğünün güvence altına alındığı iddia ediliyorsa, o zaman demokratik ülkelerde olması gereken neden Türkiye`de yoktur. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde grubu olan HDP`nin ilçe binasının kapı ve pencereleri neden demir parmaklıklarla korunuyor ve zincirlerle sıkı sıkı kilitleniyor?

Ülkeyi yönetenlere önerim, toplumun belirli bir bölümünü veya hoşunuza gitmeyen partiları terörize etmeyin. Eğer bugün HDP`yi veya benzeri partiları terörize ederseniz, o partiların emperyalizmin temsilcisi terör örgütlerinin kucağına itersiniz, bu ülkemiz için çok kötü sonuçlar doğurur.  Yani, Türk Milleti`ni emperyalist ülkelerin arzusu doğrultusunda bölünmeye götürürsünüz.

Demokrasilerde her türlü fikirler devletin ve hukukun güvencesi altındadır. Eğer ülkeyi yönetenler ellerinde ki imkanları, muhaliflerini susturmak için kullanırlar ve onların fikirlerine zincir vururlarsa,  sonunda gün gelir kendi fikirlerine zincir vurulduğunu görürler.

Halkların Demokratik Partisi`nın görüşünü beğenir veya beğenmezsiniz, fakat HDP ve benzeri partiların binalarına zincir vurulmasına karşı çıkmak, her demokratın görevi olmalıdır.

Eğer, parti binaları demir parmaklıklar ile korunuyor veya korunmak zorunda kalıyorsa, o zaman adama, BUMU SİZİN DEMOKRASİNİZ diye sorarlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

- Advertisement -spot_img

İNSTAGRAM

SON HABERLER